ANA SAYFA              HAKKIMIZDA              HİZMETLERİMİZ              ANKARA SMMM ODASI               TÜRMOB                    İLETİŞİM

Vergi Takvimi           Pratik Bilgiler                  T.C. Kimlik No                İnternet Vergi Dairesi                Dilekçematik                E-Beyanname            E-Bildirge

 
 
MENÜ
  ANA SAYFA
  HAKKIMIZDA
  HİZMETLERİMİZ
  DUYURULAR / YAZILAR
  MÜKELLEF BİLGİ PANOSU
  GÜNCEL MEVZUAT
  MUHASEBE STANDARTLARI
  SMMM-YMM ODALARI
  TİCARET SİCİL GAZETESİ
  KOSGEB MEVZUATI
  TÜRK TİCARET KANUNU
  TÜRK BORÇLAR KANUNU
  ÜCRETSİZ PROGRAMLAR
  ANKARA REHBERİ
  EKONOMİ HABERLERİ
  DIŞ TİCARET MEVZUATI
  DANIŞTAY KARARLARI
  YARGITAY KARARLARI
  DİLEKÇEMATİK
  İLETİŞİM FORMU
 
 
 
PRATİK BİLGİLER
» Amortisman Sınırı
»
Vergiden Müstesna Yemek Bedeli
»
Emlak Vergisi Oranları
»
Fatura Düzenleme Sınırı
»
Değer Artış Kazançları İstisna Tutarları
»
Kıdem Tazminatı Tavanı
» Usulsüzlük Cezalarına Ait Cetvel
»
Yıllık Ücretli İzinler


DETAYLI BİLGİ ALMAK İÇİN TIKLAYIN
 
 
 
MUHASEBE STANDARTLARI
» Ülke içinde kullanılan muhasebe standartlarını uluslararası standartlarla bütünleştirebilmek için 1995 yılından bu yana 43 uluslararası muhasebe standardı Türkiye’ye ....

DETAYLI BİLGİ ALMAK İÇİN TIKLAYIN
 
 
 
RESMİ GAZETE
 

 DUYURULAR

Dernek ve Vakıfların İktisadi İşletmeleri

 

 

T.C

İSTANBUL VALİLİĞİ

İl Defterdarlığı

Vasıtasız Vergiler Gelir Müdürlüğü

  

Sayı   : B.07.4.DEF.0.34.11/GVK-94/6-b-i

konu :  Vakfa ait iktisadi işletmesinin elde ettiği Kurum kazancının vakfa aktarılması durumunda kurum stopajı yapılıp yapılmayacağı hk.

İLGİ :   ….09.2002 tarih ve 04/393 sayılı yazınız.

            İlgide kayıtlı dilekçenizde, ……….Vergi Dairesi’nin ……………vergi numaralı mükellefi olduğunuzu, Vakfınızın iktisadi işletmesinin bulunduğunu, bu amaçla elde ettiğiniz karlarınızı vakfınıza aktardığınızı ve kar dağıtımı sayılacağı gerekçesiyle Gelir Vergisi Kanunun 94/6-b-i uyarınca stopaj yaparak süresinde ödediğinizi belirterek, İktisadi İşletmenizin 2002 takvim yılı için vakfa yapmış olduğu Kar taransferinden dolayı stopaj yapıp yapmayacağı ile 18.04.2003 tarihinde ödenen stopajın iadesinin mümkün olup olmayacağı hususu sorulmaktadır.

            Bilindiği üzere, 5422 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 1.maddesinde “Aşağıda yazılı kurumların kazançları Kurumlar Vergisine tabidir.    

A)    Sermaye Şirketleri,

B)     Kooperatifler,

C)    İktisadi Kamu Müesseseleri,

D)    Dernek ve Vakıflara ait iktisadi işletmeler,

E)     (3239 sayılı kanunun 71. maddesiyle eklenen bent)  iş ortaklıkları,

 

Bu Kanun’un tatbikatında sendikalar dernek, cemaatler vakıf hükmündedir.

 kurum kazancı gelir vergisi mevzuuna giren gelir unsurlarından terekküp eder” hükmü yer almıştır.

            Buna göre, anılan Kanunun 1/D maddesiyle de dernek ve vakıflara ait iktisadi işletmeler verginin konusuna alınmış dernek ve vakıflar tüzel kişilikleri itibariyle kurumlar vergisinin konusu dışında bırakılmıştır.

 

            Aynı Kanun’un 4 ve 5.maddeleriyle de dernek ve vakıflara ait veya bağlı olup faaliyetleri devamlı bulunan ve sermaye şirketleri ile kooperatifler haricinde kalan ticari, sınai ve zirai işletmelerin, dernek ve vakıflara ait iktisadi işletmeler olduğu, bunların kazanç gayesi gütmemeleri, faaliyetlerinin kanunla tevdi edilmiş görevler arasında bulunması, tüzel kişiliklerinin olmaması, müstakil muhasebeleri, kendilerine tahsis edilmiş sermayelerinin veya işyerlerinin bulunmamasının mükellefiyetlerine tesir etmeyeceği hükme bağlanmıştır

            Yukarıdaki açıklamalardan anlaşılacağı üzere, Kurumlar Vergisi Kanunu’nda vakıflar verginin mevzuu dışında bırakılmış, bunlara ait veya bağlı olan ve faaliyetleri devamlı bulunan iktisadi işletmeler vergi kapsamına alınmıştır.

            Diğer taraftan, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 75. maddesinde “ Sahibinin ticari, zirai veya mesleki faaliyeti dışında nakdi sermaye veya para ile temsil edilen değerlerden müteşekkil sermaye dolayısıyla elde ettiği kar payı, faiz, kira ve benzeri iratlar menkul sermaye iradıdır.

            Kaynağı ne olursa olsun aşağıda yazılı iratlar menkul sermaye iradı sayılır:

            1- (2574 sayılı Kanunun 13. maddesiyle değişen şekli) Her nevi hisse senetlerinin kar payları ve pay sahiplerine hazırlık dönemi için faiz olarak veya başka adlarla yapılan her türlü ödemeler ile (3824 sayılı Kanunun 4. maddesiyle değişen ifade) Sermaye Piyasası Kanununa göre kurulan yatırım fonları katılma belgelerine ödenen kar payları dahil.)

            2- (3239 sayılı Kanunun 57. maddesiyle değişen bent) İştirak hisselerinden doğan kazançlar (Limited şirket ortaklarının, iş ortaklıklarının ortakları ve komanditerlerin kar payları ile kooperatiflerin dağıttıkları kazançlar bu zümreye dahildir. Kooperatiflerin ortakları ile yaptıkları muamelelerden doğan karların ortaklara, kooperatifle yaptıkları muameleler nispetinde tevzii kazanç dağıtımı sayılmaz.)

            Adi komandit şirketlerde komanditerlerin kar payları, şirket karının ilişkin bulunduğu takvim yılında elde edilmiş sayılır;

            3- Kurumların idare meclisi başkan ve üyelerine verilen kar payları” hükümlerine yer verilmiştir.

            Öte yandan, aynı Kanunun 94. maddesinin 6/b-i bendinde (4842 sayılı kanunla değişiklik yapılmadan önceki hali) (4369 sayılı Kanunun 48. Maddesi ile değiştirilen ve 1999 hesap dönemi kurum kazançlarından başlamak üzere 01.01.1999 tarihinden itibaren yürürlüğe giren alt bent) Kurumlar Vergisinden istisna kazançlara isabet eden kısım düşüldükten sonra, 75. maddenin ikinci fıkrasının 1,2 ve 3 numaralı bentlerinde yazılı kar paylarından (karın sermayeye ilavesi kar dağıtımı sayılmaz) (kurumlar ile gelir ve kurumlar vergisi mükellefi olmayanlara ve muaf olanlara ödenenler dahil) tevkifat yapılacağı hükmü yer almaktadır.

            Görüldüğü üzere, Gelir Vergisi Kanunu’nun  94/6-b-i bendinde 75. maddeye atıfta bulunularak maddenin sadece ikinci fıkrasının 1,2 ve 3 numaralı bendinde yazılı kar paylarından stopaj yapılacağı ifade edilmiştir. Vakıflara bağlı iktisadi işletmelerin dönem sonunda oluşan karından kurumlar vergisi ve fon payı düşüldükten sonra oluşan net karın vakfa aktarılması işlemi başka bir gerçek veya tüzel kişiye kar dağıtımı işlemi olmadığından, Gelir Vergisi Kanunu’nun 75. maddesinin ikinci fıkrasının bu üç bendi kapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir.

            Bu itibarla Vakfınıza bağlı Türkiye Denizcilik Vakfı İktisadi İşletmesinin dönem sonunda oluşan kazançları Kurumlar Vergisine tabi olacak, kurum kazancından kurumlar vergisi ve fon payı düşüldükten sonra oluşan karın vakfınıza aktarılması işlemi kar dağıtımı sayılmadığından Gelir vergisi Kanunu’nun (24.04.2003 tarihinden geçerli olmak üzere 4842 sayılı Kanunla değiştirilmeden önceki hali)  94/6-b-i bendi kapsamında tevkifata tabi olmayacaktır. Ancak, vakfın hissesine sahip olduğu şirketlerde kar dağıtımı konusunda ilgili yasal düzenlemelere uygun olarak alınacak kararlar dolayısıyla ticari, mali, idari hukuk açısından diğer hisse senedi sahiplerinden farklı bir işleme tabi tutulması mümkün değildir

            Öte yandan İktisadi İşletmeniz tarafından 2002 takvim yılı için vakfa aktarılan kazançlar üzerinden GVK’nun 94/6-b-i bendi uyarınca ödemiş olduğunuz stopajın V.U.K’nun 116.ve müteakip maddeleri gereğince verginin mükellefi olan vakfınızca ilgili vergi dairesine başvurulması halinde nakden veya diğer vergi borçlarına mahsuben iadesi mümkün bulunmakta olup; söz konusu iade için teminat mektubu aranılması da gerekmemektedir. 

            Bilgi edinilmesini rica ederim.

 

 

 

DERNEK İKTİSADİ İŞLETMESİ NEDİR? NASIL KURULUR?
5253 sayılı Dernekler Kanununa göre dernek; kazanç paylaşma dışında, kanunlarla yasaklanmamış belirli ve ortak bir amacı gerçekleştirmek üzere en az yedi gerçek veya tüzel kişinin bilgi ve çalışmalarını sürekli olarak birleştirmek suretiyle oluşturdukları tüzel kişiliğe sahip kişi topluluklarıdır. Tanımdan da anlaşılacağı üzere dernekler kazanç paylaşma dışında bir amaçla kurulabilmektedir. Ancak dernekler amaçlarına ulaşmak için iktisadi işletme kurabilir ve işletebilirler. Bu gün bir çok toplumsal alanda önemli roller üstlenmiş derneklerin amaçlarına ulaşmada gelir kaynakları yetersiz kalabilmektedir. Bu nedenle dernekler amaçlarına ulaşmada gerekli maddi kaynağı çoğu zaman bu işletmeler sayesinde temin edebilmektedir. Dernekler iktisadi işletme kurmak ve işletmekle tüzüklerinde belirtilen amaca kaynak sağlamanın yanı sıra hem ülke ekonomisine hem istihdama önemli katkılarda bulunmaktadır. Dernek tüzüklerine bakıldığında hemen her derneğin tüzüğünde, “amaçlarına ulaşmak için iktisadi işletme kurabilir, işletebilir” ifadesine ya da buna benzer ifadelere rastlamak mümkündür. Ancak iktisadi işletmesi olan derneklerin sayısı, tüzüğünde bu tür ifadeler yer alan derneklerin sayısından daha azdır. Bunun sebebi olarak da, bazı hukuki düzenlemelerin dernek iktisadi işletmelerine ek bir takım yükümlülükler getirilmesi gösterilebilir. 

Derneklere ait iktisadi işletmelerin özelliklerine, Dernekler Kanunu ve Dernekler Yönetmeliği, bazı vergi kanunlarında ve Türk Ticaret Kanunundaki hükümler doğrultusunda ulaşılabilmektedir. Dernekler, ticari kazanç elde etmek ve elde edilecek bu kazancı amaçlarına sarf etmek veya tahsis etmek amacıyla iki türlü yapılanma içerisinde olabilirler; bunlardan birincisi, Türk Ticaret Kanunu çerçevesinde gerekli şartlar ve yükümlülükler yerine getirilerek bir sermaye şirketi kurmak veya kurulu olan bir sermaye şirketine ortak olmaktır. Bu durumda iştirak edilen sermaye şirketinin ayrı bir tüzel kişiliği olması nedeniyle, kazancın paylaşılması ve vergilendirilmesi ile ortaklık ve dernek arasındaki idari ve mali ilişki açısından uygulamada benzer ticari ilişkilerden farklı bir boyutu bulunmamaktadır. Her ne kadar sermaye şirketleri iktisadi işletme terimi içerisinde yer alsa da burada  iktisadi işletme terimiyle anlatılmak istenen derneklere ait ayrı bir tüzel kişiliği olan şirketler değildir.   İkinci olarak; derneklerin, girişeceği ticari faaliyetleri için derneğe bağlı bir iktisadi işletme kurmaktır. Derneğe bağlı olarak kurulacak iktisadi işletmenin ayrı bir tüzel kişiliği bulunmamaktadır. Bu çerçevede derneklerin hangi hallerde iktisadi işletme kurmak durumunda olacakları, iktisadi işletmelerin kuruluşu ve iktisadi işletmenin konumunun açıklanması önem arz etmektedir. Zira uygulamada derneklerin iktisadi bir işletme oluşturmaksızın dernek tüzel kişiliği altında ticari faaliyetlerde bulundukları ve bu yöndeki inceleme sonucunda dernek tüzel kişiliğinin ticari bir kuruluş olarak nitelendirildiği bilinmektedir. Dernek vasfı gereğince iktisadi bir kuruluş değildir. 


İktisadi İşletme Kavramı’nın Dernekler Mevzuatı, Vergi Mevzuatı ve TTK Açısından İncelenmesi

•    Dernekler Mevzuatında;
Gerek Dernekler Kanunu’nda gerekse Dernekler Yönetmeliği’nde iktisadi işletmenin tanımına rastlamak mümkün değildir. Dernekler Yönetmeliği’nde iktisadi işletmeye yönelik bazı düzenlemeler yer almaktadır. Dernekler Yönetmeliği’nin “Tanımlar” başlıklı 4’üncü maddesinin “Dernek Eklentisi” alt başlığında; “Derneklere ait lokaller, umuma açık kamp, spor saha ve salonları ile iktisadi işletmeler hariç, yurt, kitaplık, çocuk bakım yuvası, huzur evi ve aşevi gibi dernekten ayrı bir varlığı olmayan ve derneğin amacını doğrudan desteklemek için kurulmuş yerleri”  ifadesi yer almaktadır.  Bu tanımdan, iktisadi işletmelerin dernekten ayrı bir varlığı olduğu sonucuna da ulaşılabilir. Ancak bu ayrı varlık sadece dernek iktisadi işletmelerinin bilanço usulüne göre ayrı defter tutmaları, kurumlar vergisine tabi olmaları ve Dernekler Kanunu’nun 20’ inci maddesindeki esaslara göre kolluk kuvvetlerinin iktisadi işletmelere girebilmesi yönüyle sınırlıdır. Dernek lokalleri de Kurumlar Vergisi Kanunu uyarınca belli şartların varlığı halinde Maliye Bakanlığı’nca iktisadi işletme olarak değerlendirilmekte ve kurumlar vergisine tabi tutulmaktadır. Bu düzenleme ile iktisadi işletme olarak değerlendirilen ve genellikle kumar oynanan dernek lokallerinin önünü kapatmak ve kolluk kuvvetlerinin bu tür lokallere Dernekler Kanunu’nun 20’inci maddesindeki esaslara göre girebilmesine olanak tanınmıştır. Bu tanımdan iktisadi işletmelerin dernekten ayrı bir tüzel kişiliğinin olduğu sunucuna varılmamalıdır.

Dernekler iktisadi işletme kurmak ve işletmekle tüzüklerinde belirtilen amaca kaynak sağlamanın yanı sıra hem ülke ekonomisine hem istihdama önemli katkılarda bulunmaktadır.

•    Vergi Mevzuatında;
Dernek iktisadi işletmesi kavramı, tanımını ve sınırlarını Kurumlar Vergisi Kanunu’nda bulmaktadır. Kurumlar vergisinin konusu, 5520 Sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 1 inci maddesinde sayılan kurumlarca elde edilen kurum kazancıdır. Buna göre, sermaye şirketleri, kooperatifler, iktisadi kamu kuruluşları, dernek veya vakıflara ait iktisadi işletmeler ile iş ortaklıklarının kazançları kurumlar vergisine tabidir. Kurum kazancı, gelir vergisinin konusuna giren gelir unsurlarından oluşur. Kurumlar Vergisi Kanununun 1’inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi hükmüne göre, dernek veya vakıflar (tüzel kişiliği itibariyle) kurumlar vergisinin konusu dışında olup bunlara ait iktisadi işletmelerin kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunmaktadır.

Kurumlar Vergisi Kanununun 2’nci maddesine göre dernek veya vakıflara ait veya bağlı olup faaliyetleri devamlı bulunan ve sermaye şirketleri ile kooperatifler dışında kalan ticari, sınai ve zirai işletmeler ile benzer nitelikteki yabancı işletmeler, dernek veya vakıflara ait iktisadi işletmeler olarak tanımlanmıştır. Bu durumda, dernek veya vakıflara ait veya bağlı olup faaliyetleri devamlı bulunan ticari, sınai ve zirai işletmeler ile benzer nitelikteki yabancı işletmeler kurumlar vergisi mükellefidirler. İktisadi işletmenin belirlenmesinde Kanunun 2’nci maddesinin beşinci fıkrasında belirlenen koşullar dikkate alınacak olup işletmelerin belirgin özellikleri bağlılık, devamlılık ve faaliyetin ticari, sınai veya zirai bir mahiyet arz etmesidir. Diğer bir anlatımla iktisadi işletmenin unsurları, ticari faaliyetin de temel özelliklerinden olan, bir organizasyona bağlı olarak piyasa ekonomisi içerisinde bedel karşılığı mal alım-satımı, imalatı ya da hizmet ifaları gibi faaliyetlerdir. Kanun, bu gibi halleri tek tek saymak yerine, dernek ya da vakıf tarafından piyasa ekonomisi içerisinde icra edilen tüm iktisadi faaliyetleri kapsama
Devamlılık unsuru, bir hesap dönemi içinde aynı veya ayrı faaliyet alanlarında ticari mahiyet arz eden işlemlerin birden fazla yapılmasını ifade eder. Aynı hesap döneminde tek işlem nedeniyle ticari faaliyetin devamlılık unsurunun oluştuğunu kabul etmek mümkün olmamakla birlikte, faaliyetin organizasyon gerektirmesi veya amacının ticari olması durumunda devamlılık unsurunun varlığı kabul edilir.

Ticari organizasyon, sermaye tahsisi, işyeri açılması, personel istihdamı, ticaret siciline kaydolmak gibi unsur ve şartlardan tümü veya bir kısmı yerine getirilmek suretiyle belirli şekilde kurulmuş olacaktır. Bu takdirde bu organizasyon içinde bir takvim yılında veya iki veya üç yılda tek bir işlem yapılmış olsa dahi ticari faaliyetin varlığı kabul edilecektir. Örneğin;
-    Bir dernek tarafından (telif ve yayın hakkı elinde bulundurulmak suretiyle) bir kitabın yayınlanarak satışa sunulması halinde, bir defada yapılmış olsa dahi piyasaya("Kurumlar Vergisi Kanununda derneklere ait iktisadi işletme; Dernek veya vakıflara ait veya bağlı olup faaliyetleri devamlı bulunan ve sermaye şirketleri ile kooperatifler dışında kalan ticari, sınai ve zirai işletmeler ile benzer nitelikteki yabancı işletmeler olarak tanımlanmıştır.") sunularak birden fazla kişiye pazarlanması nedeniyle devamlılık unsuru gerçekleşmiş olacaktır. Pazarlama işleminin bir defada herhangi bir dağıtım şirketi aracılığı ile yapılmış olması da durumu değiştirmeyecektir.
-    Bir dernek tarafından (daha önce herhangi bir şekilde basım ve dağıtımı yapılmamış) bir kitabın telif ve yayın hakkının satılması halinde iktisadi işletmeden söz edilemeyecektir.
-    Bir derneğin bir defaya mahsus olmak üzere basımını yaparak satışa sunacağı kitaptan elde edilecek gelir, devamlı olarak yapılan bir faaliyet sonucu elde edilmiş sayılacağından, iktisadi işletme oluşacak ve söz konusu gelirler de kurumlar vergisine tabi tutulacaktır. 
-    Bir derneğin nakit varlıklarının bir kısmının, derneğin amaçlarını gerçekleştirebilmek için ihtiyaç duyduğu gelirleri sağlamak amacıyla menkul kıymet alımına tahsis edilmesi, daha sonra bu menkul kıymetlerin yıl içinde farklı tarihlerde birkaç kez elden çıkarılması veya itfa tarihinde neması ile birlikte tahsil edilmesi durumunda, devamlılık arz eden ticari, sınai ve zirai bir faaliyetten söz edilemeyeceğinden derneğe bağlı bir iktisadi işletmenin varlığı söz konusu olmayacaktır. Ancak, söz konusu derneğin, üyelerinden aidat veya bağış adı altında topladığı ve/veya üyelerin değerlendirilmek üzere verdikleri paralarla müstakil bir eleman istihdamını gerektirecek boyutta menkul kıymet alım-satım faaliyetinde bulunması ve münhasıran bu faaliyet için eleman istihdam edilmesi ticari organizasyonun oluştuğu anlamına gelecektir.

Ekonomik faaliyetin ticari organizasyonu gerektirmesi ve yılda birden fazla tekrar ettirilmesi veya her yıl bir defa olmakla beraber müteakip yıllarda ya da birkaç yıl arayla yapılmasına karşılık periyodik olarak tekrar etmesi durumunda da bu faaliyetin devamlı olduğunun kabulü gerekmektedir. Örneğin; aynı vergilendirme döneminde birden fazla veya birden fazla vergilendirme döneminde periyodik olarak, ticari bir organizasyon çerçevesinde çay, yemek, tiyatro, kermes, konser gibi faaliyetlerin düzenlenmesi ve bu faaliyetlerden dolayı gelir elde edilmesi nedeniyle oluşacak olan iktisadi işletme için kurumlar vergisi mükellefiyetinin tesis edilmesi gerekecektir.

Yapılan işlemlerin ticari mahiyet arz etmemesi durumunda, devamlı bir ekonomik faaliyet söz konusu olmayacaktır. Örneğin, bir derneğin üç yıl önce satın aldığı nakil vasıtalarından aynı yıl içinde bir veya bir kaçını elden çıkartması halinde, devamlı surette yapılan bir iktisadi faaliyetten bahsedilemeyecektir. Faaliyetin dönemsel veya mevsimlik olması (havuz ve plaj işletmeciliği gibi), işin niteliği nedeniyle faaliyetin devamlılığına engel teşkil etmemektedir. Bütün bu koşulları taşıyan iktisadi işletmelerin sermaye şirketi veya kooperatif şeklinde kurulmamaları da şarttır. Aksi halde, dernek veya vakfa ait iktisadi işletme olarak değil, sermaye şirketi ya da kooperatif olarak müstakilen vergiye tabi tutulurlar.

Anılan şartları taşıyan dernek veya vakıfların iktisadi işletmeleri;
-    Kazanç gayesi güdüp gütmediklerine,
-    Faaliyetin, kanunla verilmiş görevler arasında bulunup bulunmamasına,
-    Tüzel kişiliğe sahip olup olmamalarına,
-    Bağımsız muhasebelerinin bulunup bulunmamasına,
-    Kendilerine tahsis edilmiş sermaye veya iş yerlerinin olup olmadığına
bakılmaksızın vergiye tabi tutulurlar.
Diğer taraftan,
-    Satılan mal veya hizmete ait bedelin sadece maliyeti karşılayacak kadar olması,
-    Kâr edilmemesi,
-    Kârın kuruluş amaçlarına tahsis edilmesi
bunların iktisadi işletme olma vasfını değiştirmeyecektiralmıştır.


Kazanç sağlama amacı olmasa dahi işletmenin konusunun ve faaliyetinin, her türlü mal ve hizmet satışı ya da bunlara benzer şekillerde olması ve devamlı surette yapılması durumlarında da dernek veya vakıflara ait iktisadi işletme oluştuğu kabul edilecektir.

İktisadi işletmenin tanımı içinde yer alan ve devamlı olarak yapılan ticari, sınai veya zirai faaliyetten söz edebilmek için bu işletmenin tedavül ekonomisine katılması, başka bir ifadeyle işletmede üretilen veya alınan malların veya verilen hizmetin bir bedel karşılığı satılmış olması gerekir. Aksi halde diğer unsurlar var olsa dahi bir iktisadi işletmenin varlığından söz edilemez. Buna göre dernek veya vakıfların eğitim ve sağlık gibi bir takım hizmetleri bir bedel karşılığı olmaksızın yerine getirmeleri halinde, bu faaliyetler dernek veya vakfa bağlı iktisadi işletme olarak nitelendirilmeyecektir. Ancak, sözü edilen hizmetlerin yerine getirilmesi için yapılan masrafların hizmet verilenlerden tahsil edilmesi veya bu kişilerden veya ailelerinden bağış adı altında bir bedel alınması durumunda, bu faaliyetler, dernek veya vakfa ait iktisadi işletme olarak kabul edilecek ve kurumlar vergisine tabi olacaktır.

Aynı vergilendirme döneminde birden fazla veya birden fazla vergilendirme döneminde periyodik olarak, ticari bir organizasyon çerçevesinde çay, yemek, tiyatro, kermes, konser gibi faaliyetlerin düzenlenmesi ve bu faaliyetlerden  gelir elde edilmesi nedeniyle oluşacak olan iktisadi işletme için kurumlar vergisi mükellefiyetinin tesis edilmesi gerekecektir.

Dernek veya vakıflara ait veya bağlı olarak faaliyet gösteren ve tüzel kişiliği bulunan iktisadi işletmelerce elde edilen kazançlar üzerinden tarh edilecek kurumlar vergisinin muhatabı anılan iktisadi işletmelerdir. Ancak, bu işletmelerin ayrı bir tüzel kişiliklerinin olmaması halinde tarhiyatın muhatabı iktisadi işletmenin ait veya bağlı olduğu dernek veya vakıf olacaktır.
Bazı dernekler, Dernekler Kanunu dışında özel kanunlarla da kurulabilmektedir. Hangi şekilde kurulursa kurulsun yukarıda nitelikleri açıklanan derneklere ait iktisadi işletmeler ve derneklere bağlı iktisadi işletmeler, Kurumlar Vergisi Kanunu ile 1/1/2007 tarihinden önce yürürlüğe giren özel kanunlarda yer alan hükümler çerçevesinde kurumlar vergisinden muaf tutulmadığı sürece kurumlar vergisinin mükellefidir. Ayrıca, derneklerin kamuya yararlı derneklerden sayılması veya vakıflara Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti tanınmış olması, bunlara bağlı iktisadi işletmelerin vergilendirilmesine engel teşkil etmemektedir.

Yabancı dernek veya vakıflara ait olup da sermaye şirketleri ve kooperatifler haricinde kalan iktisadi işletmelerin vergilendirilmesinde de yukarıda yapılan açıklamalar geçerli olacaktır.
•    Ticaret Mevzuatında;
Ticari işletme, Türk Ticaret Kanunu ve Ticaret Sicili Nizamnamesi’nde tanımlanmıştır.  Kazanç elde etmenin amaç edinilmesi, devamlılık, esnaf faaliyetinin sınırlarının aşılması ve faaliyetin bağımsız olması ticari işletmenin unsurlarıdır. Türk Ticaret Kanunu’na göre ticari işletme, ticarethane, fabrika ve ticari şekilde işletilen diğer müesseseler ticari işletme sayılır. Ticarethanenin nelerden ibaret olduğu kanunda yer almaktadır.  İktisadi işletmenin kapsamı ticari işletmeye nazaran daha geniştir. Her iktisadi işletme bir ticari işletme değildir. Buna örnek olarak; bir esnaf işletmesi ile zirai işletme verilebilir. İktisadi işletme kavramı ticari işletme kapsamına girmeyen,mal veya hizmet üreten ve tedavüle girmiş tüm işletmeleri kapsamaktadır.


Dernek veya vakfa ait bir iktisadi işletmenin varlığından söz edilebilmesi için iktisadi işletmenin;
-    Dernek veya vakfa ait veya bağlı olması (ait olma, sermaye bakımından; bağlı olma ise idari bakımdan bağlılığı ifade eder),
-    Sermaye şirketi veya kooperatif şeklinde kurulmamış olması,
-    Ticari, sınai veya zirai alanda devamlı olarak faaliyette bulunması
gerekmektedir. Dernekler iktisadi işletmeleri iş ve işlemlerinde “………………derneği iktisadi işletmesi” adını kullanırlar.
Dernek iktisadi işletmesi nasıl kurulur?
Dernek iktisadi işletme kurulabilmesi için ilk önce dernek tüzüğünde iktisadi işletme kurulabileceğini belirtir bir hüküm yer almalıdır. Tüzükte buna benzer bir hüküm yoksa dernek iktisadi işletmesi kurulamaz. İktisadi işletme kurmak isteyen dernek, tüzüğündeki hükümler doğrultusunda genel kurul veya yönetim kurulu kararı almalıdır. Bu kararda işletmenin ünvanı, açık adresi, sermayesi, temsilcileri, bunların uyrukları ve ev adresleri, temsilin şekli, işletme konusunun açıkça gösterilmesi gerekir.  Bazı dernekler bu hususları yönetmelikle de düzenleme yoluna gitmektedirler.

Bu kararı alan dernekler ilgili ticaret sicil memurluğuna aşağıdaki evraklarla birlikte tescil için başvurur.
1. İktisadi işletme kurmak istediklerini belirtir dilekçe,
2. Noterden onaylı derneğin yetkili organı tarafından 2 nüsha karar sureti,
3. Derneğin kuruluşuna izin veren valilik izin yazısının aslı veya noter onaylı sureti,
4. Dernek tüzüğünün noter onaylı son şekli,
5. İşletme temsilcilerinin nüfus cüzdanı sureti, imza beyannameleri, ikametgah belgesi,
6. Ticaret Sicili Tüzüğü'nün 29. maddesine göre düzenlenen taahhütname, daktilo ile doldurulan Oda Kayıt Beyannamesi
7.İşletmenin açılışına dair kararı alan organın görev süresinin dolmadığını teyit eden son seçim veya atamaya ilişkin yetkili kurul kararı

213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 153’üncü maddesi gereğince; Ticaret sicil memurlukları, kurumlar vergisi mükellefi olup da Türk Ticaret Kanununun 30 uncu maddesi uyarınca iktisadi işletmesini tescil için başvuran derneklerin başvuru evraklarının bir suretini ilgili vergi dairesine intikal ettirmeleri gerekmektedir. Ticaret sicil memurluklarınca, vergi dairesine yapılan bu bildirimle, dernek iktisadi işletmelerinin işe başlamayı bildirme yükümlülükleri yerine getirilmiş sayılır. Derneklerin vergi dairesine ayrıca işe başlamayı bildirmesine gerek yoktur.  Bildirim yükümlülüğünü süresi içinde yerine getirmeyen ticaret sicil memurları hakkında işe başlamanın zamanında bildirilmemesine ilişkin usulsüzlük cezası hükümleri uygulanır.
Sonuç olarak; bu gün bir çok toplumsal alanda önemli roller üstlenmiş derneklerin amaçlarına ulaşmada gelir kaynakları yetersiz kalabilmektedir. Bu nedenle dernekler amaçlarına ulaşmada gerekli maddi kaynağı çoğu zaman bu işletmeler sayesinde temin edebilmektedirler. Derneklere ait iktisadi işletmelerin tanımına ve özelliklerine, Dernekler Kanunu ve Dernekler Yönetmeliği, bazı vergi kanunları ve Türk Ticaret Kanunundaki bazı hükümlerde ulaşılabilmektedir. Dernekler Yönetmeliği’nde Vergi Usul Kanununa göre defter tutacaklarına, iktisadi işletmelerin dernek eklentisi kavramı dışında yer aldığına ilişkin düzenlemeler yer almaktadır. İktisadi işletme kavramı esas olarak Kurumlar Vergisi Kanunu ve bu kanunun alt düzenlemelerinde tanımlanmıştır. Kurumlar Vergisi Kanununun 2’nci maddesine göre dernek iktisadi işletmeleri; dernek veya vakıflara ait veya bağlı olan, faaliyetleri devamlı bulunan ve sermaye şirketleri ile kooperatifler dışında kalan ticari, sınai ve zirai işletmeler ile benzer nitelikteki yabancı işletmelerdir.

Kaynakça:
-    5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu
-    03/04/2007 tarih ve 26482 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan Kurumlar Vergisi 1 Sıra Nolu Genel Tebliğ
-    5253 sayılı Dernekler Kanunu ve Dernekler Yönetmeliği
-    213 sayılı Vergi Usul Kanunu
-    6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu
-    08/02/1957 tarih ve  9530 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan Ticaret Sicili Tüzüğü
-    193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu

 

Derneklerin tutacakları defterlerin dışında, dernek iktisadi işletmelerinin defterleri nelerdir?

 

Soru: Bay Özden/Kayseri, Derneklerin tutacakları defterlerin dışında, dernek iktisadi işletmelerinde tutulacak defterlerin neler olduğunu sormaktadır.

Cevap: Derneklerin tutacakları defterler ve defterlerin tutulmasındaki usul ve esaslar Dernekler Yönetmeliğinin 31 ve 32‘inci maddelerinde belirtilmiştir. Yönetmeliğin 31‘inci maddesinin son paragrafı”
Ticari işletmesi bulunan dernekler, ticari işletmeleri için, ayrıca Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre defter tutarlar.” Hükmüne yer vermiştir. Bu hükme göre derneklere ait iktisadi işletmelerin 213 Sayılı Vergi Usul Kanununda belirtilen defterleri tutmaları gerekmektedir.
Derneklerin iktisadi işletmeleri 5520 Sayılı Kurumlar Vergisi kanununa göre kurumlar vergisi mükellefidirler. 213 Sayılı Vergi Usul Kanununun 177inci maddesinin 5inci fıkrasında “Kurumlar Vergisine tabi olan diğer tüzelkişiler (Bunlardan işlerinin icabı bilânço esasına göre defter tutmalarına imkân veya lüzum görülmeyenlerin, işletme hesabına göre defter tutmalarına Maliye Bakanlığınca müsaade edilir.)” hükmü yer almaktadır. Bu hüküm gereği Maliye Bakanlığınca işletme hesabına göre defter tutmaları müsaade edilenleri hariç derneklere ait iktisadi işletmeler birinci sınıf tacirdirler. Vergi Usul kanununun 176ncı maddesinin ikinci paragrafı gereğince, birinci sınıf tacirler bilânço esasına göre defter tutarlar. Vergi Usul Kanunun 182 inci maddesi gereğince bilânço esasına göre tutulacak defterler; 1-) Yevmiye defteri 2-) Defter-i Kebir 3-) Envanter defteridir. Derneklere ait iktisadi işletmeler Vergi Usul Kanununa göre bu defterleri tutarlar. Bu defterlere kayıt Maliye Bakanlığının verdiği yetkiye istinaden yayımlanan Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliğleri esaslarına göre yapılır.
09.07.1956 tarih ve 9353 Sayılı resmi Gazetede yayınlanan Türk Ticaret kanununun 66’ıncı maddesinin 2’inci bendinde “Hususi hukuk hükümlerine göre idare edilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere devlet, vilayet, belediyeler gibi amme hükmi şahısları tarafından kurulan ve hükmi şahsiyeti bulunmayan ticari işletmeler ile dernekler tarafından kurulan ticari işletmeler ve bunlara benzeyen ve hükmi şahsiyeti olmayan diğer ticari teşekküller, karar defteri hariç yukarki bentte yazılı defterleri;” tutmaya mecbur oldukları hükme bağlanmıştır. 1inci bende göre; yevmiye defteri, defteri kebir, envanter defteri ve karar defteri tacirin hükmi şahıs olması halinde tutulması gereken defterlerdir.
Türk Ticaret Kanunu da Vergi Usul Kanunu ile paralel olarak Dernek İktisadi İşletmelerinin Yevmiye defteri, Defter-i Kebir ve Envanter defteri tutmaları gerektiğini belirtmiştir.

 

Yönetmeliğin 38.maddesinde belirtilen gider makbuzu ve pusulası ne tür ödemelerde kullanılabilir?

 

Soru: Bayan Hümeyra/İzmir; dernekler yönetmeliğinin 38 inci maddesinde belirtilen gider makbuzu ile gider pusulasını ne tür ödemelerde kullanabileceklerini sormaktadır.

 Cevap: Dernekler Yönetmenliğinin Gelir ve Gider belgeleri başlıklı 38inci maddesinin 2 nci paragrafında “ …dernek giderleri ise fatura, perakende satış fişi, serbest meslek makbuzu gibi harcama belgeleri ile yapılır. Ancak Dernekler GVK’nın 94 üncü maddesi kapsamında bulunan ödemeleri için Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre gider pusulası, bu kapsamda da bulunmayan ödemeleri için Gider Makbuzu düzenlerler“ hükmü yer almaktadır.
Gider işlemlerinin belgelendirilmesinde dernekler ilk önce ödeme yapacağı kişi, kurum veya kuruluşların vergi mükellefi olup olmadığına, vergi kanunları gereğince belge düzenleyip düzenlemeyeceğine bakacak vergi mükellefi ise mükelleflerin düzenlemek zorunda oldukları belgeleri gider belgesi olarak kullanacaklardır. GVK 94 üncü maddesinde belirtilen ödemelerde; ödeme yapılanın ödeme karşılığında belge verme zorunluluğu var ise yine bu belgeler kullanılarak tevfikat yapılabilir. Bu durumdaki ödemeler için tek gider olarak kaydedilmek şartıyla ayrıca gider pusulası da düzenlenebilir. Ödeme yapılanın vergi kanunları gereğince herhangi bir belge verme yükümlülüğü yoksa tevfikat Gider Pusulası ile yapılacaktır. Dernek, ödeme yapılanın belge verme zorunluluğu bulunmuyor ve GVK 94 üncü maddesinde sayılan ödemelerden de değilse, yaptığı ödemeyi Gider Makbuzu ile belgelendirecektir.
Gider Makbuzu düzenleyebilecekleri kalemler ise; orta hizmetçilerine, sütninelik yapanlara ve dadılara ödenecek ücretler, gündelik ve yolluk ödemeleri (Devlet Memurlarına verilen gündeliklerden fazla olan kısım hariç), evlenme ve doğum münasebetiyle yapılan nakdi ödemeler, çocuk zammı, ölüm, sakatlık sebebiyle yapılan nakdi yardımlar, işsize yapılan nakdi yardımlar, nakdi ödül, burs ödemeleri, sosyal yardımlar olarak örneklendirilebilir

Derneklerin iktisadi işletmelerinin olması durumunda dernek ve iktisadi işletmeye ait tüm işlemlerin ve kayıtların ayrı mı yoksa birlikte mi takip edilmesi gerekmektedir?

31.03.2005 tarih ve 25772 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Dernekler Yönetmeliğinin 31’inci maddesindeki, “Dernekler işletme hesabı esasına göre defter tutarlar. Ancak, yıllık brüt gelirleri 2005 yılı için 500 Bin YTL’yi aşan dernekler takip eden hesap döneminden başlayarak bilanço esasına göre defter tutarlar. İşletme hesabı esasına göre defter tutan dernekler, yukarıda belirtilen hadde bağlı kalmaksızın yönetim kurulu kararı ile bilanço esasına göre defter tutabilirler. Bilanço esasına geçen dernekler, üst üste iki hesap döneminde yukarıda belirtilen haddin altına düşerlerse, takip eden yıldan itibaren işletme hesabı esasına dönebilirler
. Ticari işletmesi bulunan dernekler, ticari işletmeleri için, ayrıca Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre defter tutarlar.” hükmü gereğince dernek ve derneğe ait iktisadi işletmelerin kayıtlarının ayrı defterlerde takip edilmesi gerekmektedir.

 

Derneğe ait bir demirbaşın düşümünü nasıl yapmamız gerekmektedir?Bu konuda bilgi verir misiniz?
İçişleri Bakanlığınca çıkarılan 2007/2 Nolu Dernekler Tarafından Tutulan Karar,Evrak Kayıt,Demirbaş Ve İşletme Hesabı Defterlerinde Bulunması Gereken Bilgiler İle Bu Defterlerin Şekli Hakkında Tebliğin demirbaş defterine ilişkin ekinde demirbaş defterinde demirbaşın “İmha/Satış/ Hibe Kararının Tarih ve Sayısı”hanesi bulunmaktadır.

Buradan anlaşılacağı üzere Dernekler Mevzuatında ve dernek tüzüğünde aksi belirtilmedikçe ve mevzuat hükümlerine aykırı bir işlem olmamak kaydı ile demirbaşa ilişkin tasarruf yetkisi yönetim kurulundadır.Yönetim kurulunun alacağı bir karar ile demirbaşa ilişkin İmha/Satış/Hibe işlemi gerçekleştirilebilir.Demirbaş defterine,ilgili kararın tarih ve sayısı kaydedildikten sonra demirbaşın İmha/Satış/Hibe işlemi tamamlanmış olacaktır.

 

Derneklerin muhasebe kayıt ve işlemleri ile denetimleri nasıldır?İktisadi işletmesi olması halinde defter tutma ve denetim işlemlerinde ne gibi farklılıkları vardır?Uygulamadaki muhasebe sistemi ne olmalıdır?
31.03.2005 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan Dernekler Yönetmeliği’nin 31’inci maddesi ile İçişleri Bakanlığının 2008/74 sayılı genelgesinde;“Dernekler işletme hesabı esasına göre defter tutarlar.Ancak,yıllık brüt gelirleri 2008 yılı için 634.433 YTL’yi aşan dernekler takip eden hesap döneminden başlayarak bilânço esasına göre defter tutarlar. İşletme hesabı esasına göre defter tutan dernekler,yukarıda belirtilen hadde bağlı kalmaksızın yönetim kurulu kararı ile bilânço esasına göre defter tutabilirler.

Bilânço esasına geçen dernekler,üst üste iki hesap döneminde yukarıda belirtilen haddin altına düşerlerse,takip eden yıldan itibaren işletme hesabı esasına dönebilirler.Ticari işletmesi bulunan dernekler,ticari işletmeleri için,ayrıca Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre defter tutarlar.”Hükmü bulunmaktadır. Bu madde hükmünden anlaşılacağı üzere derneklerin işletme hesabı esasına göre defter tutmaları asıldır.Ancak dernekler,istekleri halinde yönetim kurulu kararı ile veya yıllık brüt gelirleri 2008 yılı için 634.433 TL’yi aşması halinde takip eden hesap döneminden başlayarak bilanço esasına göre defter tutarlar İşletme hesabına göre defter tutan derneklerin tutmak zorunda oldukları defterler Dernekler Yönetmeliğinin 31/a maddesine göre;işletme hesabı defteri,karar defteri,evrak kayıt defteri,üye kayıt defteri,alındı belgesi kayıt defteri, demirbaş kayıt defteridir. Bu defterlerin tutulmasına ilişkin usul ve esaslar,Dernekler Yönetmeliğinin 33,34,35 ve 36’ıncı maddeleri ve İçişleri Bakanlığının 2007/2 no’lu “ Dernekler Tarafından Tutulan Karar,Evrak Kayıt, Demirbaş Ve İşletme Hesabı Defterlerinde Bulunması Gereken Bilgiler İle Bu Defterlerin Şekli Hakkında Tebliğ”ile belirlenmiştir. Bilanço esasına göre defter tutan dernekler ise işletme hesabından farklı olarak,işletme hesabı defteri yerine;yevmiye defteri ve büyük defter,demirbaş defteri yerine;envanter defteri tutarlar.Yevmiye defteri,büyük defter ve envanter defterinin tutulma usulü ile kayıt şekli Vergi Usul Kanunu ile bu kanunun Maliye Bakanlığına verdiği yetkiye istinaden yayınlanan Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliğleri esaslarına göre yapılır. Dernek iktisadi işletmeleri ise Dernekler Yönetmeliğinin 31’inci maddesindeki;“…Ticari işletmesi bulunan dernekler,ticari işletmeleri için,ayrıca Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre defter tutarlar.”Düzenlemesi gereğince derneklerden ayrı olarak aynen diğer ticari şirketler gibi (A.Ş,LTD vb.)Vergi Usul Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre defter tutarlar.Muhasebe kayıtları da Vergi Usul Kanunu ile bu kanunun Maliye Bakanlığına verdiği yetkiye istinaden yayınlanan Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliğleri esaslarına göre yapılır. İşletme hesabına ya da bilanço usulüne göre defter tutan derneklerin ve har iki usule göre defter tutan derneklerin ayrı bir tüzel kişiliği bulunmayan dernek iktisadi işletmeleri dernek denetim kurulunca iç denetimi 5253 sayılı Dernekler Kanunu’nun 9’uncu maddesi ve bu maddeye uygun olarak düzenlenen dernek tüzüğünde yer alan düzenlemeler çerçevesinde yapılır.Ayrıca gerekli görülen hallerde Dernekler Kanunu’nun 19’uncu maddesi gereğince İçişleri Bakanı veya mülki idare amiri tarafından da dernekler ve ayrı bir tüzel kişiliği bulunmayan dernek iktisadi işletmeleri denetletilebilir

 

5253 Sayılı Dernekler Kanunu’nun 19’uncu maddesi gereğince Nisan ayı sonunda verilmesi gereken derneğimizin beyannamesini Kanun’da belirtilen zamanda veremememiz sebebiyle Valilik tarafından dernek başkanı adına idari para cezası kesilmiştir. Mevzuat açısından, beyannamenin geç verilmesi sebebiyle verilen idari para cezasında herhangi bir indirim uygulanabilir mi?

5253 sayılı Dernekler Kanunu’nun 19’uncu maddesinin 1’inci paragrafında; “Dernekler, yıl sonu itibarıyla faaliyetlerini, gelir ve gider işlemlerinin sonuçlarını düzenleyecekleri beyanname ile her yıl Nisan ayı sonuna kadar mülkî idare amirliğine vermekle yükümlüdürler…” hükmü yer almaktadır. Bu hükme göre dernekler beyannamelerini Nisan ayının sonuna kadar mülki idare amirliğine vermek zorundadırlar. Kanunda açık olarak beyanname verme süresi belirtilmiştir. Dernekler Kanunu ve Dernekler Yönetmeliği açısından beyannamenin geç verilmesi sebebiyle veya başka bir sebepten dolayı derneklere uygulanan idari para cezalarında istisna ya da indirim uygulama imkanı bulunmamaktadır.
İdari para cezalarında sadece 31.03.2005 tarih ve Mükerrer 25772 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 5326 Sayılı Kabahatler Kanunu hükümleri gereğince erken ödemeden kaynaklanan bir indirim imkanı bulunmaktadır. Bu indirimin amacı, idari para cezalarının husumete mahal vermeden bir an önce hazineye intikalini sağlamaktır. Erken ödeme indirimi, sadece derneğin beyannamesini geç vermesi yada hiç vermemesi durumunda değil, Dernekler Kanunu’nun 32’inci maddesinde gösterilen diğer sebeplerden kesilen idari para cezalarında da uygulanabilmektedir.

Derneklere uygulanan idari para cezası kesilmesi gerektiren durumlar Kabahatler Kanunu’nda tanımlanan kabahat kavramı içerisinde yer almaktadır. Kabahatler Kanunu’nun 3’üncü maddesindeki; “Bu Kanunun genel hükümleri diğer kanunlardaki kabahatler hakkında da uygulanır.” hükmü gereğince, bu kanunun genel nitelikteki hükümleri Dernekler Kanunundaki kabahatler hakkında da uygulanabilmektedir. Kabahatler Kanunu’nun 17 maddesinin 6’ıncı fıkrasında idari para cezaları ile ilgili genel nitelikte ; “ Kabahat dolayısıyla idari para cezası veren kamu görevlisi, ilgilinin rıza göstermesi halinde bunun tahsilatını derhal kendisi gerçekleştirir. İdari para cezasını kanun yoluna başvurmadan önce ödeyen kişiden bunun dörtte üçü tahsil edilir. Peşin ödeme, kişinin bu karara karşı kanun yoluna başvurma hakkını etkilemez” hükmü yer almaktadır. Bu madde hükmüne göre kendisine idari para cezası tebliğ edilen dernek yöneticisi tebliğden itibaren dava açma süresi içerisinde dava açma yoluna gitmeden cezayı öderse bu cezanın dörtte biri indirilebilmektedir. Ancak bu ödeme yargı yoluna başvurmaya engel değildir

 

 

Dernekler Kanununun 32’inci maddesinde belirtilen idari para cezaları dernek yönetim kurulu üyelerinin hepsine mi kesilmektedir?

Bir tüzel kişilik olan dernek, faaliyetlerini organları vasıtasıyla yürütür. Buna göre bir derneğin faaliyetleri, derneğin yürütme organı olan yönetim kurulu eliyle yürütülür. Derneğin diğer organlarından denetim kurulu yönetim kurulunun faaliyetlerini ilgili mevzuat ve dernek tüzüğü kapsamında denetler ve dernek genel kuruluna karşı sorumludur. Dernek genel kurulu ise hem yönetim kurulunun hem de denetim kurulunun faaliyetlerini denetler. Dolayısıyla derneğin tüm organları derneğin iş ve işlemlerinin mevzuata uygun olarak yürütülmesinden sorumludurlar. Ancak bir derneğin Mülki idare amirliğince veya İçişleri Bakanlığı Dernekler Denetçilerince denetlenmesi sonucunda mevzuata aykırı hususların tespiti durumunda sorumluluk dernek yöneticilerine ait olur. Dernekler Kanununun 33. üncü maddesinde dernek yöneticileri ibaresinden dernek yönetim kurulu başkanının anlaşılması gerektiği hükmü yer almaktadır. Dolayısıyla derneğin mevzuata aykırı faaliyetlerinden aksine bir hüküm belirtilmedikçe dernek yönetim kurulu başkanı sorumlu olacaktır

 

 Dernek veya Vakıflara ait İktisadi İşletmeler –

Kurumlar Vergisi Yasası'nın birinci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi uyarınca "dernek veya vakıflara ait iktisadi işletmeler"in kazançları kurumlar vergisine tabi tutulmuştur. Buna göre gerçekte dernekler ve vakıflar tüzel kişilikleri itibariyle kurumlar vergisinden bağışık olup, iktisadi işletmeleri bulunması halinde bu işletmelerin faaliyetleri nedeniyle elde ettikleri kazançlar, kurumlar vergisine tabi tutulmaktadır.

Kurumlar Vergisi Yasası'nın ikinci maddesinde "dernek veya vakıflara ait iktisadi işletmeler"in tanımı yapılmıştır. Bu tanımlamaya göre "dernek veya vakıflara ait veya bağlı olup faaliyetleri devamlılık arzeden, sermaye şirketi veyahut da kooperatif niteliğinde olmayan ticari, sınai ve zirai işletmeler ile benzer nitelikteki yabancı işletmeler dernek veya vakıfların iktisadi işletmeleridir."

Bir başka anlatımla dernek veya vakıflara ait veya bağlı olup, faaliyetleri devamlı olan ticari, sınai ve zirai işletmeler ile benzer nitelikteki yabancı işletmeler kurumlar vergisi yükümlüsü sayılmıştır. Bu bağlamda da bu tür işletmelerin belirgin özellikleri; bağlılık, devamlılık ve faaliyetin ticari, sınai veya zirai bir mahiyet arz etmesidir.

Dernek veya vakfa ait bir iktisadi işletmenin varlığından söz edilebilmesi için iktisadi işletmenin dernek veya vakfa ait veya bağlı olması gerekmektedir.

Devamlılık unsuru bir hesap dönemi içinde aynı veya ayrı faaliyet alanlarında ticari nitelikteki işletmelerin birden fazla yapılmasını ifade etmektedir. Bu nedenle aynı hesap döneminde tek işlem nedeniyle ticari faaliyetin devamlılık unsurunun oluştuğunu kabul etmek mümkün olmamakla birlikte, faaliyetin belli bir organizasyonu gerektirmesi veya amacının ticari olması durumunda devamlılık unsurunun varlığı kabul edilmektedir.

Ticari organizasyonun varlığı ticari işin en belirgin göstergesidir. Sermaye tahsisi, işyeri açılması, personel istihdamı, ticaret siciline kaydolmak gibi unsur ve özelliklerin tümünün veya bir kısmının yerine getirilmiş olması bir bir ticari işletmenin varlığını gösteren unsurlar bir ticari organizayonun da varlığını gösterir. Buna göre:

. Bir dernek tarafından belli bir eserin telif ve yayın hakkı sahibinin bu çalışmayı kitap olarak bastırıp satışa sunması halinde, bu işin bir defada yapılmış olması hali dahi, birden fazla kişiye satılmış olması durumunda, bu durum devamlılığın varlığını gösterir. Böyle bir durumda pazarlama işinin başka bir dağıtım şirketi aracılığı ile yapılmış olması hali mevcut durumu yani ticari organizasyonun varlığını perdeleyemez.

. Diğer taraftan bir derneğe ait binanın giriş katında dernek yönetimince hatıra eşya satışı yapılması söz konusu faaliyetin iktisadi işletme olma vasfını değiştirmeyecektir.

Dolayısıyla bir vergilendirme döneminde birden fazla çay ve yemek servisinin yapılması, tiyatro, kermes, konser gibi faaliyetlerin düzenlenmesi ve bu faaliyetlerden dolayı gelir elde edilmesi halinde, bu faaliyetlerden elde edilen kazanç kurumlar vergisine tabi tutulacaktır. Böyle tür faaliyetlerin varlığı halinde ise işe başlama bildiriminin yapılması, yasal nitelikteki defterlerin tutulması ve belge düzeni ile ilgili kurallara uygun davranılması gerekmektedir.

Bir başka açıdan yukarıdaki belirtilen özellikleri taşıyan, dernek ve vakıflara bağlı olarak faaliyet gösteren iktisadi işletmelerin şirket veya kooperatif şeklinde kurulmamış olması halinde dahi, bu işletmelerin bağlı bulunduğu bir tüzel kişilik varsa o tüzelkişiliğe ait bir iktisadi işletme olarak kabul edilmesi mevcut yasal düzenlemenin gereği olmaktadır.

Tüm bu açıklamalar çerçevesinde 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Yasası uyarınca dernek veya vakıflara ait iktisadi işletmelerin;

. Kazanç gayesi güdüp gütmediklerine,

. Faaliyetin, yasa ile verilmiş görevler arasında bulunup bulunmamasına,

. Tüzel kişiliğe sahip olup olmamalarına,

. Bağımsız muhasebelerinin bulunup bulunmamasına,

. Kendilerine tahsis edilmiş sermaye veya iş yerlerinin olup olmadığına bakılmaksızın vergiye tabi tutulmasını öngörmektedir.

Diğer taraftan;

. Satılan mal veya hizmetin bedelinin sadece maliyeti karşılayacak kadar olması,

. Kâr edilmemiş olması,

. Kârın kuruluş amaçlarına tahsis edilmesi,

bunların iktisadi işletme olma özelliğini değiştirmeyecektir.

 

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

Mükellef Hizmetleri Gelir Vergileri Grup Müdürlüğü

 

 

Sayı  : B.07.1.GİB.4.34.16.01/KVK-1/D-

 

Konu:  Dernek iktisadi işletmesinin

           vergilendirilmesi hk.

İlgi :      …./11/2005 tarih ve ………… sayılı yazınız.

 

            ……………Sitesi Yardımlaşma ve Çevresini Güzelleştirme Derneği hakkında alınan ilgi yazınız ve eki adı geçen mükellefe ait dilekçe incelenmiş olup, aşağıdaki hususların belirtilmesine gerek duyulmuştur.

            Bilindiği üzere, 5422 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 1.maddesinde, dernekler ve vakıflar kurumlar vergisi mükellefleri arasında sayılmamakla birlikte, aynı maddenin (D) bendi ile dernek ve vakıflara ait iktisadi işletmeler vergi mükellefiyetine alınmıştır. Söz konusu Kanunun 4. ve 5.maddelerinde de dernek ve vakıflara ait veya bağlı olup faaliyetleri devamlı bulunan ve sermaye şirketleri ile kooperatifler dışında kalan ticari, sınai ve zirai işletmelerin dernek ve vakıfların iktisadi işletmeleri olduğu; bunların kazanç gayesi gütmemelerinin, faaliyetlerinin kanunla tevdi edilmiş görevler arasında bulunmasının, tüzel kişiliklerinin olmamasının, bağımsız muhasebeleri ve kendilerine tahsis edilmiş sermayelerinin veya işyerlerinin bulunmamasının mükellefiyetlerine tesir etmeyeceği hükme bağlanmıştır.

            Bu hükümlere göre, bir iktisadi işletmenin varlığından söz edilebilmesi için;

            -Müessesenin bir dernek veya vakfa ait olması,

            -Sermaye şirketi veya kooperatif şeklinde kurulmamış olması,

            -Ticari, sınai veya zirai alanda devamlı olarak faaliyette bulunulması,

gerekmektedir.

            Bu durumda, dernek ve vakıflara ait veya bağlı olan ve faaliyetleri devamlı bulunan, sermaye şirketi ve kooperatif statüsünde kurulmamış olan ticari, sınai ve zirai işletmeler dernek ve vakıflara ait iktisadi işletmeler olarak kabul edilmektedir.

            Ayrıca, 27/03/1994 tarih ve 21887 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 47 Seri No.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin 1-2-d bölümünde, iktisadi işletmenin tanımı içinde yer alan ve devamlı olarak yapılan ticari, sınai veya zirai faaliyetten söz edilebilmesi için, bu işletmenin tedavül ekonomisine katılması, başka bir ifadeyle işletmede üretilen malların veya verilen hizmetin bir bedel karşılığında satılmış olması gerektiği, aksi halde diğer unsurlar var olsa dahi bir iktisadi işletmenin varlığından söz edilemeyeceği açıklanmıştır.

             Bu hüküm ve açıklamalara göre Dernek tüzel kişiliği itibariyle kurumlar vergisinden muaf olacaktır. Ancak üyelerine sadece çay, kahve ve meşrubat satışı yapılsa dahi iktisadi işletme oluşacak iktisadi işletmeye ilişkin kurumlar vergisi mükellefiyetinin tesisi gerekecektir.

            Diğer taraftan Dernek tüzel kişiliğine ait gelirler (aidat, bağış vb) ile ilişkilendirilmeksizin iktisadi işletmenin ticari kazanca ilişkin genel hükümlere göre vergilendirilmesi gerekeceği hususu ise tabiidir.

            Bilgi edinilmesini rica ederim.

 

DERNEKLER VE İKTİSADİ İŞLETMELERİ

Derneklerin amaçlarına ulaşabilmek üzere, iktisadi işletmeler kurup işletebilmeleri de mümkündür. Bu hususta, Dernekler Kanunu yasaklayıcı bir hüküm ihtiva etmediği gibi, bazı iktisadi işletmelerin kurulması için izin alınması gerektiği yönünde düzenlemelere de sahiptir. Ayrıca, Ticaret Kanunu 18. maddesinde açıkça, “gayesine varmak için ticari işletme işleten” derneklerden bahsedilmektedir.

Dernekler tarafından kurulup işletilebilecek iktisadi işletmelerin neler olduğu hususunda, kanunda herhangi bir hüküm mevcut değildir. Dernekler Kanunu, sadece bazı işletmeler için önceden izin alınmasını öngören düzenlemelere yer vermiştir.

Dernekler Kanunu dışında derneklerin iktisadi işletme kurmaları ve işletmeleri ile ilgili olarak Türk Ticaret Kanunu ve vergi kanunlarında düzenlemeler yer almıştır.

Türk Ticaret Kanunu ve derneklerin ticari işletme işletmeleri

Türk Ticaret Kanunu, gayesine ulaşmak için ticari işletme işleten dernekler hakkında bazı hükümler ihtiva etmektedir. Bu düzenlemelere göre, ticari işletme işleten dernekler, tacir sayılmakta, ticaret siciline tescil edilip iflas hükümlerine tabi olmaktadırlar.

Tacir sayılma

TK.m.18/I uyarınca, “gayesine varmak için ticari bir işletme işleten dernekler tacir sayılırlar.” Buna göre, özel yararlı bir dernek, gayesine ulaşmak üzere bir ticari işletme kurup işletirse, tacir sayılacak ve tacir olmanın hükümlerine tabi olacaktır(TK.m.20-25). Buna karşılık, TK.m.18/I uyarınca, “umumi menfaate hadim cemiyetler, bir ticari işletmeyi ister doğrudan doğruya, ister amme hukuku hükümlerine göre idare edilen ve işletilen bir hükmi şahıs eliyle işletsinler kendileri tacir sayılamazlar.” Dolayısıyla, kamuya yararlı derneklerin bir ticari işletme işletmesi halinde, dernek tüzel kişiliği tacir sayılmaz, sadece derneğe ait ticari işletme tacir sıfatını taşır.

Ticaret siciline tescil zorunluluğu

Amaçlarına ulaşmak için ticari işletme işleten dernekler, bu işletmeyi ticaret siciline kaydettirmek zorundadır. Aynı yükümlülük, TK.M.20/I’de de yer almaktadır. Buna göre, “tacirler, kanun hükümlerine uygun olarak bir ticaret unvanı seçmeye ve kullanmaya, işletmelerini ticaret siciline kaydettirmeye ve ticari defterler tutmaya mecburdurlar.” Bu amaçla, derneğin adı ve ticari işletmesine ait bilgilerin sicile kaydedilmesi zorunludur. (Tic.Sic.Niz.m.72).

Ticari defter tutma zorunluluğu

Dernekler de, diğer tüm tacirler gibi, ticari işletmesinin gerektirdiği defterleri tutmakla yükümlüdürler (TK.m.66/1-2). Bu düzenleme uyarınca, tüzel kişi tacirlere ait defterlerin, ticari işletme işleten dernekler tarafından da tutulması gereklidir. (yevmiye defteri ve defteri kebir)

İflasa tabi olma

TK.m.20/I uyarınca, tacirler, her türlü borçlarından dolayı iflasa tabidirler. İflasa tabi olma bakımından, tacirin borçlarının adi işlerden mi, yoksa ticari işlerden mi kaynakladığı önem taşımaz. Amacına ulaşmak için ticari işletme işleten dernekler de, tacir sayıldıklarından, iflasa tabidirler. Özel yararlı bir dernek açısından bu sonuç kesindir, söz konusu dernekler, borçlarından dolayı iflas yoluyla takip edilebilir ve iflasına karar verildiği takdirde, bu derneğe ilişkin kayıt re’sen silinir. (Tic.Sic.Niz.m.74)

 

Derneklere ait iktisadi işletmeler ve vergileme

Kurumlar vergisinde bir başka grup mükellef, dernek ve vakıflara ait iktisadi işletmelerdir. Vakıflarda olduğu gibi dernekler de kurumlar vergisi mükellefi değildirler. Ancak, Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 2. maddesinin 5 nolu fıkrasında, dernek veya vakıflara ait veya bağlı olup, faaliyetleri devamlı bulunan ve sermaye şirketi veya kooperatif olarak kurulmamış ticari, sınai ve zırai işletmeler ile benzer nitelikteki yabancı işletmelerin vergiye tabi olacağı belirtilmiştir.

Vergileme açısından derneğin bir kısım faaliyetlerinin bir ticari isletme çerçevesinde yapılması veya faaliyetin genişliği ve yürütülme süresi itibariyle bir iktisadi işletme niteliği kazanması önemlidir. Derneklere (ve vakıflara) ait iktisadi işletmelerle ilgili olarak aşağıdaki hususlarında dikkate alınmasında yarar vardır.

Üyeleri arasında sosyal dayanışmayı sağlamak amacı ile kurulan dernekler bu amaç çerçevesinde, üyelerinin dinlenme ve eğlenme ihtiyaçlarını karşılamak için, dinlenme sitesi, lokanta, oyun salonu açtığında, aslında, amacın gerçekleştirilmesine katkısı olacak kar sağlama gayesi olmadığı halde, iktisadi işletme doğmuş olur.

İster asıl amacın tahakkukuna yardımcı olmak üzere kâr elde etme amacı ile, isterse yukarıdaki şekilde kâr amacı olmaksızın derneğin normal faaliyeti çerçevesi inde, bir iktisadi işletme işletildiğinde, kurumlar vergisi mükellefiyeti, diğer şartlar da varsa doğar. Çünkü, iktisadi kamu kuruluşları ve dernek ve vakıflara ait veya tabi iktisadi işletmelerin vergilendirilmesinin temeldeki nedeni, rekabet eşitliğinin korunmasıdır. Derneğin sadece üyelerinin yararlanacağı bir eğlence salonu veya lokanta işlettiği hallerde de, tedavül ekonomisine bir iştirak vardır. Vergisiz çalıştığında, benzer işletmeler karşısında rekabet şartları yönünden avantajlı duruma girmiş olur.

İktisadi işletme ne zaman vardır?

1 nolu, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu Genel Tebliği’ne göre; iktisadi işletmenin belirlenmesinde kanunun 2. maddesinin 5. fıkrasında belirlenen koşullar dikkate alınacak olup işletmelerin belirgin özellikleri bağlılık, devamlılık ve faaliyetin ticari, sınai veya zirai bir mahiyet arz etmesidir. Diğer bir anlatımla iktisadi işletmenini unsurları, ticari faaliyetin de temel özelliklerinden olan, bir organizasyona bağlı olarak piyasa ekonomisi içerisinde bedel karşılığı mal alım-satımı, imalatı yada hizmet ifaları gibi faaliyetlerdir. Kanun, bu gibi halleri tek tek saymak yerine, dernek tarafından piyasa ekonomisi içerinde icra edilen tüm iktisadi faaliyetleri kapsama almıştır.

Derneklere ait bir iktisadi işletmenin varlığından söz edilebilmesi için iktisadi işletmenin;

1- Dernek veya vakfa ait veya bağlı olması (ait olma, sermaye bakımından; bağlı olma ise idari bakımından bağlılığı ifade eder),

2- Sermaye şirketi veya kooperatif şeklinde kurulmamış olması,

3- Ticari, sınai veya zirai alanda devamlı olarak faaliyette bulunması

gerekmektedir.

Devamlılık unsuru, bir hesap dönemi içinde aynı veya ayrı faaliyet alanlarında ticari mahiyet arz eden işlemlerin birden fazla yapılmasını ifade etmektedir. Aynı hesap döneminde tek işlem nedeniyle ticari faaliyetin devamlılık unsurunun oluştuğunu kabul etmek mümkün olmamakla birlikte, faaliyetin organizasyon gerektirmesi veya amacının ticari olması durumunda devamlılık unsurunun varlığı kabul edilir.

Ticari organizasyon, sermaye tahsisi, işyeri açılması, personel istihdamı, ticaret siciline kaydolmak gibi unsur ve şartlardan tümü veya bir kısmı yerine getirilmek suretiyle belirli şekilde kurulmuş olacaktır. Bu takdirde bu organizasyon içinde bur takvim yılında veya iki veya üç yılda tek bir işlem yapılmış olsa dahi ticari faaliyetin varlığı kabul edilecektir.

Ekonomik faaliyetin ticari organizasyonu gerektirmesi ve yılda birden fazla tekrar ettirilmesi veya her yıl bir defa olmakla beraber müteakip yıllarda ya da birkaç yıl arayla yapılmasına karşılık periyodik olarak tekrar etmesi durumunda da bu faaliyetin devamlı olduğunun kabulü gerekmektedir.

Örneğin; aynı vergilendirme döneminde birden fazla veya birden fazla vergilendirme döneminde periyodik olarak, ticari bir organizasyon çerçevesinde çay, yemek, tiyatro, kermes, konser gibi faaliyetlerin düzenlenmesi ve bu faaliyetlerden dolayı gelir elde edilmesi nedeniyle oluşacak olan iktisadi işletme için kurumlar vergisi mükellefiyetinin tesis edilmesi gerekecektir.

Yukarıda açıklanan Türk Ticaret Kanunu ve Vergi Kanunları ile ilgili düzenlemeler göz önünde tutulduğunda dernek ve vakıfların rekabetçi piyasa ekonomisi içinde devamlılık niteliği taşıyan ve ciddi bir organizasyonu, sermaye ve personel tahsisini gerektiren iktisadi faaliyetlerinin varlığı halinde gelir, kurumlar ve katma değer vergisi mükellefiyetleri doğacaktır.

Ancak, dernek ve vakıfların kuruluş amaçlarını gerçekleştirmek üzere, senede birkaç defa düzenledikleri konulu toplantılar, geceler ve çay partileri, kermesler gibi faaliyetlerin iktisadi işletme oluşturduğu ve vergileme gereğinin doğduğunu kabul etmek, kanımızca, hükümlerin daraltıcı olarak yorumlanması nedeniyledir. Dernekler demokratik yaşamın vazgeçilmez unsurlarıdır ve sosyal hayatımızda önemli bir yer tutmaktadırlar. Dernek faaliyetlerinin ,toplumsal faydalar da göz önünde tutularak,gerçek bir ticari işletme genişliğine ulaşılması halinde vergileme söz konusu olmalıdır.Bu faaliyete bir işyeri,sermaye ve personel tahsis edilmişse ve herhangi bir ticari işletmede olduğu gibi mal ve hizmet üretimi ile rekabetçi piyasa ekonomisi içinde yer almış ve faaliyet devamlı ise iktisadi işletmenin varlığı kabul edilmelidir.

Kurumlar vergisi

Derneklerin eğitim ve sağlık gibi bir takım hizmetleri bir bedel karşılığı olmaksızın yerine getirmeleri halinde, bu faaliyetler dernek veya vakfa bağlı iktisadi işletme olarak nitelendirilmeyecektir ve vergileme söz konusu olmayacaktır. Ancak, sözü edilen hizmetlerin yerine getirilmesi için yapılan masrafların hizmet verilenlerden tahsil edilmesi veya bu kişilerden veya ailelerinden bağış adı altında bir bedel alınması durumunda, bu faaliyetler, derneğe ait iktisadi işletme olarak kabul edilecek ve kurumlar vergisine tabi olacaktır.

Derneğe( veya vakfa) ait veya bağlı olarak faaliyet gösteren iktisadi işletmelerce elde edilen kazançlar üzerinden tarh edilecek kurumlar verisinin muhatabı anılan iktisadi işletmelerdir. Ancak, bu işletmelerin ayrı bir tüzel kişiliklerinin olmaması halinde tarhiyatın muhatabı iktisadi işletmenin ait veya bağlı olduğu dernek veya vakıf olacaktır.

Bazı dernekler, Dernek Kanu’nun dışında özel kanunlarla kurulabilmektedir. Hangi şekilde kurulursa kurulsun derneklere ait veya bağlı iktisadi işletmeler, Kurumlar Vergisi Kanunu ile 1/1/2007 tarihinden önce yürürlüğe giren özel kanunlarda yer alan hükümler çerçevesinde kurumlar vergisinden muaf tutulmadığı sürece kurumlar vergisinin mükellefidir.

Ayrıca, derneklerin kamuya yararlı derneklerden sayılması( vakıflara Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti tanınmış olması) bunlara bağlı iktisadi işletmelerin vergilendirilmesine engel teşkil etmemektedir.

Yabancı derneklere( veya vakıflara) ait olup da sermaye şirketleri ve kooperatifler haricinde kalan iktisadi işletmelerin vergilendirilmesinde de yukarıda yapılan açıklamalar geçerli olacaktır.

Diğer vergiler

Derneklere ait iktisadi işletmelerin kurumlar vergisi mükellefiyeti yanında Katma Değer Vergisi mükellefiyeti ve istihdam edilen personel nedeniyle muhtasar beyanname verme yükümlülüğü söz konusudur. KDV Kanunu’nun 1/3-g maddesi uyarınca ticari, sınai ve zirai nitelikteki faaliyetleri dolayısıyla katma değer vergisi mükellefi olacaklardır. Mükellefiyetin belirlenmesinde, kanunun 17′nci maddesindeki istisna hükümleri de göz önünde tutulmalıdır.

 

5253 SAYILI DERNEKLER KANUNU SONRASINDA DERNEKLERLE İLGİLİ MALİ DÜZENLEMELER, DERNEKLERE AİT İKTİSADİ İŞLETMELER, KAMUYA YARARLI DERNEKLER VE KAMUYA YARARLI DERNEKLERE SAĞLANAN AYRICALIKLAR [1][1]

 

I. GİRİŞ

           

2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 33 üncü maddesine göre, herkes, önceden izin almaksızın  dernek kurma ve bunlara üye olma ya da üyelikten çıkma hürriyetine sahiptir. Hiç kimse bir derneğe üye olmaya ve dernekte üye kalmaya zorlanamaz. Derneklerle ilgili temel düzenlemeleri içeren 04.11.2004 tarih ve 5253 sayılı Dernekler Kanunu[2][2] TBMM’ de kabul edilerek yürürlüğe girmiştir.[3][3]

 

Günümüzde toplumsal yaşamın ayrılmaz bir parçası halini alan derneklerin sayısı bugün itibariyle 80.757’dir. Faaliyeti sona eren dernek sayısı ise 85.488’tir.[4][4] Bu derneklerden 13.731 tanesi İstanbul’da, 7.036 tanesi Ankara’da ve 4.029 tanesi de İzmir’dedir.[5][5]

 

Yazımızda derneklerle ilgili temel düzenlemeler yer almaktadır. Derneklerin gelir ve giderleri, vergisel yükümlülükleri, tutmak zorunda olduğu defter ve belgeler, yardım toplama esas ve usulleri, derneklere ait iktisadi işletmeler, 5228 sayılı Kanunla Kurumlar Vergisi Kanununda yapılan değişiklik ile dernekler tarafından işletilen eğitim kurumları ve rehabilitasyon merkezlerinden elde edilen kazançlara ilişkin istisna, gıda bankacılığı yapan derneklere yapılan gıda yardımının vergisel avantajları, derneklere ait iktisadi işletmelerin vergisel yükümlülükleriyle gelir ve kurumlar vergisi istisnaları, derneklerin taşınmaz mal edinme usulleri, dernekler tarafından kurulan sandıklar ve bunların gelirleri ile tutmaları gereken defterler, dernek görevlilerine verilecek ücretler, beyanname verme yükümlülükleri ve denetimleri yazının konusunu oluşturmaktadır.

 

Ayrıca yazımızda kamuya yararlı derneklerle ilgili düzenlemeler ve bu statünün verilme koşulları ile kamuya yararlı derneklere tanınan ayrıcalıklar ile bu derneklere yapılan bağış ve yardımların Gelir ve Kurumlar Vergisi Kanunlarına göre durumuna yer verilmiştir.

 

Dernek; kazanç paylaşma dışında, kanunlarla yasaklanmamış belirli ve ortak bir amacı gerçekleştirmek üzere, en az yedi gerçek veya tüzel kişinin, bilgi ve çalışmalarını sürekli olarak birleştirmek suretiyle oluşturdukları tüzel kişiliğe sahip kişi topluluklarını ifade etmektedir.

 

Dernekler Kanunu ile dernekler, dernek şube veya temsilcilikleri, federasyonlar, konfederasyonlar ve yabancı dernekler ile merkezleri yurt dışında bulunan dernek ve vakıf dışındaki kâr amacı gütmeyen kuruluşların Türkiye'deki şube veya temsilciliklerinin yasak ve izne tâbi faaliyetleri, yükümlülükleri, denetimleri ve uygulanacak cezalar ile derneklere ilişkin diğer hususlar düzenlenmiştir.[6][6]

 

II. DERNEKLERLE İLGİLİ MALİ DÜZENLEMELER

 

II.1. GELİR VE GİDERLER İLE TUTULMASI GEREKEN DEFTERLER

           

II.1.1 Derneklerin Gelir ve Giderleri

 

Dernekler gelirlerini alındı belgesi ile toplar ve giderlerini harcama belgesi ile yaparlar. Dernek gelirlerinin bankalar aracılığı ile toplanması halinde banka tarafından düzenlenen dekont veya hesap özeti gibi belgeler alındı belgesi yerine geçer. Alındı belgeleri ve harcama belgelerinin beş yıl süre ile muhafaza edilmesi gerekmektedir.

 

Dernek gelirlerinin toplanmasında kullanılacak alındı belgeleri yönetim kurulu kararı ile bastırılır. Alındı belgelerinin şekli, bastırılması, onaylanması ve kullanılması ile dernek gelirlerinin toplanmasında kullanılacak yetki belgesine ilişkin hususlar yönetmelikte düzenlenecektir. Dernekler gelirlerini toplarken alındı belgesi düzenlemek zorundadır. Dernek gelirlerinin toplanmasında kullanılacak alındı belgelerini basan matbaalar bu belgelerin seri ve sıra numaralarını 15 gün içinde mülkî idare amirliğine bildirmek zorundadırlar.[7][7]

 

Bilindiği üzere daha önce dernek gelirleri alındı belgeleri Maliye Bakanlığınca müteselsil seri ve sıra numarası taşıyan elli asıl elli koçan yapraktan oluşan ciltler halinde bastırılmakta ve mali yılın başında belirlenen fiyat üzerinden Malmüdürlükleri ve Muhasebe Müdürlüklerince derneklere verilmekteydi.

 

5253 sayılı Kanunun 37 nci maddesine göre, bu Kanunun ilgili maddelerinde düzenlenmesi öngörülen yönetmelikler İçişleri Bakanlığınca, kulüp adını alan derneklerle ilgili yönetmelik ise Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün bağlı olduğu Bakanlıkça en geç altı ay içinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe konulacaktır. Diğer taraftan bu yönetmelikler çıkarılıncaya kadar mevcut yönetmeliklerin bu Kanuna aykırı olmayan hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.

 

Dernek gelirlerinin toplanması hakkındaki usuller 09.06.1984 tarih ve 18426 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan “Dernek Gelirlerinin Toplanmasında Kullanılacak Alındı Belgeleri Hakkındaki Yönetmelik”te belirtilmiştir. Dernek gelirlerinin toplanmasında bu Yönetmeliğin 5253 sayılı yeni Dernekler Kanununa aykırı olmayan düzenlemelerine uyulmaya devam edilmesi gerekmektedir. Alındı belgelerinin kontrolü, alındı belgesi kayıt defteri, alındı belgelerinin dernek kaşesi ile damgalanması, alındı belgeleri ile yardım toplayacak kişilerin belirlenmesi, kullanılan alındı belgelerinin saklanması ve denetlenmesi, toplanan gelirlerin saklanması ile ilgili olarak bu Yönetmelikteki hükümlere uyulmalıdır.[8][8]

 

Dernek gelirlerini toplayacak kişiler yönetim kurulu kararıyla belirlenir ve bunlar adına yetki belgesi düzenlenir. Dernekler tarafından tutulacak defter ve kayıtlar ile ilgili usul ve esaslar yönetmelikte düzenlenir. Bu defterlerin dernekler biriminden ya da noterden onaylı olması zorunludur.

 

Dernekler mülkî idare amirliğine önceden bildirimde bulunmak şartıyla yurt dışındaki kişi, kurum ve kuruluşlardan aynî ve nakdî yardım alabilirler. Bildirimin şekli ve içeriği yönetmelikte düzenlenir. Nakdî yardımların bankalar aracılığıyla alınması zorunludur.

 

5253 sayılı Dernekler Kanununun  10 uncu maddesinde “dernekler, tüzüklerinde gösterilen amaçları gerçekleştirmek üzere, benzer amaçlı derneklerden, siyasi partilerden[9][9], işçi ve işveren sendikalarından ve meslekî kuruluşlardan maddî yardım alabilir ve adı geçen kurumlara maddî yardımda bulunabilirler. 5072 sayılı Dernek ve Vakıfların Kamu Kurum ve Kuruluşları ile İlişkilerine Dair Kanun[10][10] hükümleri saklı kalmak üzere, dernekler kamu kurum ve kuruluşları ile görev alanlarına giren konularda ortak projeler yürütebilirler. Bu projelerde kamu kurum ve kuruluşları, proje maliyetlerinin en fazla yüzde ellisi oranında aynî veya nakdî katkı sağlayabilirler.” hükmü yer almaktadır. Mülga Dernekler Kanununun 61 inci maddesi uyarınca genel ve katma bütçeli dairelerle mahalli idareler, kamu iktisadi teşebbüsleri ile bunlara bağlı müesseseler ve sermayesinin yarısından fazlası Devlete ait kuruluşlardan yardım alabilmekteydiler.

 

Dernekler, mevzuatta yer alan hükümlere uymak şartıyla yardım toplayabilir. Dernekler tarafından yardım toplanmasına ilişkin temel düzenleme 2860 sayılı Yardım Toplama Hakkında Kanundur. Yardım Toplama Hakkında Kanunun 7 nci maddesi 5253 sayılı Dernekler Kanunu ile değiştirilmiştir. Buna göre yardım toplama faaliyeti bir ilin birden fazla ilçesini kapsıyorsa o ilin valisinden, bir ilçenin sınırları içinde ise o ilçenin kaymakamından izin alınır. Yardım toplama faaliyeti birden fazla ili kapsıyorsa yardım toplama faaliyetine girişecek gerçek veya tüzel kişilerin yerleşim yerinin bulunduğu ilin valisinden izin alınır ve izni veren valilik tarafından ilgili valiliklere ve İçişleri Bakanlığına  bilgi verilir. Yardım toplama faaliyetleriyle ilgili işlemler dernekler birimlerince yürütülür.

 

Derneklerin Yardım Toplama Kanununa göre yürütecekleri yardım toplama faaliyet sonuçlarını izlemek ve derneklerin yurtdışından alacakları yardım toplama taleplerini yerine getirmek İçişleri Bakanlığı Dernekler Dairesi Başkanlığının görevleri arasındadır. 03.08.2002 tarih ve 4771 sayılı Kanunun üçüncü maddesi ile 2908 sayılı Dernekler Kanunun 46 ncı maddesinde yapılan değişiklikle; dernekler ile ilgili hizmetleri yürütmek üzere İçişleri Bakanlığı bünyesinde Dernekler Dairesi Başkanlığı kurulmuştur.

 

Aynı Kanunun 73 üncü maddesinde yapılan değişiklikle de; İçişleri Bakanlığınca, derneklere ilişkin iş ve işlemleri yürütmek, hizmetleri görmek üzere illerde valilikler, ilçelerde de kaymakamlıklar bünyesinde derneklerle ilgili bir birim oluşturulması hükmü getirilmiştir.[11][11] 

 

II.1.2 Dernekler Tarafından Tutulması Gereken Defterler

 

Derneklerin tutması gereken defterler ve uymaları gereken esaslar 05.04.2003 tarih ve 25070 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan “Derneklerin Tutacakları Defter, Muhasebe Kayıtlarıyla İlgili Usul ve Esaslara Dair Yönetmelik”te düzenlenmiştir. Bu konuda yeni bir yönetmelik çıkarılıncaya kadar bu Yönetmeliğin uygulanmasına devam edilmelidir. 

 

Dernekler, defter tutma bakımından ikiye ayrılır. Bunlar; bilanço esası ile işletme hesabı esasıdır. İşletme hesabı esasına tabi olan dernekler;

 

1- Üye kayıt defteri,

2- Karar defteri,

3- İşletme hesap defteri, 

4- Envanter defteri tutmak ve bu defterleri notere tasdik ettirmek zorundadırlar.

 

Bilanço esasına göre defter tutmak zorunda olan dernekler ise;

 

1- Üye kayıt defteri,

2- Karar defteri,

3- Yevmiye defteri,

4- Büyük defter,

5- Envanter defteri tutmak ve bu defterleri notere tasdik ettirmek zorundadırlar.

 

II.2. TAŞINMAZ MAL EDİNME

 

Mülga Dernekler Kanununun 64 üncü maddesi uyarınca, dernekler konutları ile amaç ve faaliyetleri için gerekli olanlardan başka taşınmaz mal edinebilirler. 5253 sayılı Dernekler Kanununun 22 nci maddesine göre; dernekler genel kurullarının yetki vermesi üzerine yönetim kurulu kararıyla taşınmaz mal satın alabilir veya taşınmaz mallarını satabilirler. Dernekler edindikleri taşınmazları, tapuya tescilinden itibaren bir ay içinde mülkî idare amirliğine bildirmekle yükümlüdürler.

 

II.3. SANDIK KURMA

 

Dernekler Kanununun 12 nci maddesine göre; dernekler, tüzüklerinde yazılı olmak ve sağlanan kârı üyelerine paylaştırmamak, gelir, faiz veya başka adlarla üyelerine aktarmamak şartıyla üyelerinin yiyecek, giyecek gibi zarurî ihtiyaç maddelerini ve diğer mal ve hizmetlerle kısa vadeli kredi ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla sandık kurabilirler. Bu sandıkların kuruluş ve çalışma esasları yönetmelikte düzenlenecektir. İlgili yönetmelik yayımlanana kadar 01.02.1985 tarih 18653 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan “Dernekler Tarafından Kurulan Sandıkların Tabi Olacağı Esaslar Hakkında Yönetmelik”te belirtilen esaslar uygulanmaya devam edilecektir.

 

Yönetmeliğin 13 üncü maddesine göre sandıkların gelirleri aşağıda yer almaktadır:

 

     1- Üyelerden bir defaya mahsus olmak üzere alınacak giriş aidatı,

     2- Üyelik aidatı,

     3- Satış yeri kârı,

     4- Üyelere verilen kredilerden alınacak hizmet payları,

     5- Bankaya yatırılan sandık paralarının faizleri,

     6- Kime ve nereye ait olduğu bilinmeyen, en az bir yıl emanet hesabında tutulduktan sonra gelir kaydedilen paralar,

     7- Yardım ve bağışlar,

     8- Umulmadık gelirler.

 

Sandıklar tarafından tutulması gereken defterler ise şunlardır:

 

1-     Üye kayıt defteri,

2-     Karar defteri,

3-     Gelir ve gider defteri,

4-     Gelen ve giden evrak defteri,

5-     Bütçe kesin hesap ve bilanço defteri,

6-     Demirbaş defteri. 

 

II.4. DERNEK GÖREVLİLERİ VE ÜCRETLERİ

 

Üye sayısının 100 kişiden fazla olması şartıyla dernek hizmetleri gönüllüler veya yönetim kurulu kararı ile göreve başlatılan ücretliler aracılığıyla yürütülür.

 

Dernek yönetim ve denetim kurullarının kamu görevlisi olmayan başkan ve üyelerine ücret verilebilir. Verilecek ücret ile her türlü ödenek, yolluk ve tazminatlar genel kurul tarafından tespit olunur. Yönetim ve denetim kurulu üyeleri dışındaki üyelere ücret, huzur hakkı veya başka bir ad altında herhangi bir karşılık ödenemez. Dernek hizmetleri için görevlendirilecek üyelere verilecek gündelik ve yolluk miktarları genel kurul tarafından tespit olunur.

 

Dernekler, yapacakları ücret ödemeleri üzerinden kestikleri gelir ve damga vergisi için vergi dairelerine başvurarak mükellefiyet tesis ettirmelidir. 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasına göre dernekler gelir vergisi tevkifatı yapmak zorunda olan müesseseler arasında sayılmışlardır.

 

II.5. BEYANNAME VERME YÜKÜMLÜLÜĞÜ VE DENETİM 

   

Dernekler, yıl sonu itibarıyla faaliyetlerini, gelir ve gider işlemlerinin sonuçlarını düzenleyecekleri beyanname ile her yıl Nisan ayı sonuna kadar mülkî idare amirliğine vermekle yükümlüdürler. Beyannamenin düzenlenmesine ilişkin esas ve usuller yönetmelikte düzenlenir.

 

Gerekli görülen hallerde, derneklerin tüzüklerinde gösterilen amaçlar doğrultusunda faaliyet gösterip göstermedikleri, defterlerini ve kayıtlarını mevzuata uygun olarak tutup tutmadıkları İçişleri Bakanı veya mülkî idare amiri tarafından denetletilebilir.

 

Denetim sırasında görevli memurlar tarafından istenecek her türlü bilgi, belge ve kayıtların, dernek yetkilileri tarafından gösterilmesi veya verilmesi, yönetim yerleri, müesseseler ve eklentilerine girme isteğinin yerine getirilmesi zorunludur.   

 

Anayasanın 108 inci maddesine göre, Devlet Denetleme Kurulunun kamuya yararlı dernekler üzerindeki her türlü araştırma, inceleme ve denetleme yetkisi bulunmaktadır.[12][12]

 

178 sayılı Maliye Bakanlığının Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 20 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine göre ise Maliye Teftiş Kurulu dernek, vakıf ve sendikaları mali yönden teftiş etmek yetkisini haizdir. Anılan maddenin ikinci fıkrasına göre teftişe tabi olan daire, kuruluş, fon, dernek, vakıf, sendika ve ortaklıkların görevlileri, bunlara ait para ve para hükmündeki evrak ve ayniyat ile her türlü mal ve eşyayı ve bunlarla ilgili gizli de olsa bütün defter ve belgeleri, isteği üzerine Maliye Müfettişine göstermeye, saymasına ve incelemesine yardım etmeye mecburdurlar.

 

832 sayılı Sayıştay Kanununun ek 12 nci maddesine göre Türkiye Büyük Millet Meclisi araştırma, soruşturma ve ihtisas komisyonlarının kararına istinaden Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının talebi üzerine Sayıştay, talep edilen konuyla sınırlı olmak kaydıyla denetimine tâbi olup olmadığına bakılmaksızın özelleştirme, teşvik, borç ve kredi uygulamaları dahil olmak üzere tüm kamu kurum ve kuruluşlarının hesap ve işlemleri ile aynı usule bağlı olarak, kullanılan kamu kaynak ve imkânlarından yararlanma çerçevesinde her türlü kurum, kuruluş, fon, işletme, şirket, kooperatif, birlik, vakıf ve dernekler ile benzeri teşekküllerin hesap ve işlemlerini denetleyebilir.

 

Görüldüğü gibi derneklerin denetimi İçişleri Bakanlığı, mülki idari amirler ve Devlet Denetleme Kurulu ve Sayıştay tarafından yapılır. Dernekleri mali açıdan teftiş ve denetleme yetkisi ise Maliye Teftiş Kurulu tarafından kullanılır.

 

III. DERNEKLERLE İLGİLİ VERGİSEL DÜZENLEMELER

 

III.1. DERNEKLERE AİT İKTİSADİ İŞLETMELER

 

Dernekler kuruluş amaçlarına göre çok farklı alanlarda faaliyet göstermektedirler. Derneklere bağlı olarak çalışan işletmeler yapmış oldukları faaliyetleri ile ticari hayatta önemli bir aktör halini almıştır. Her ne kadar dernekler iktisadi amaçlarla kurulmasa da bazı saiklerle çeşitli tür ve boyutlarda iktisadi işletmeye sahip olabilirler. Bu sebeple derneklere ait iktisadi işletmelerin vergilendirilmesi özel önem arz etmektedir.

 

Diğer taraftan derneklerin, tüzüklerinde gösterilen amaçları gerçekleştirmek üzere, eğitim ve öğretim faaliyetleri için yurt, pansiyon ve üyeleri için lokal açmaları ve lokallerinde alkollü içki kullanılması ile bu tesislerin işletilmesi mülkî idare amirinden izin almalarına bağlıdır. Bu tesislerin açılması, işletilmesi ve kapatılmasına ilişkin esas ve usuller yönetmeliklerle düzenlenir. Türk Ticaret Kanununun 18 inci maddesine göre gayesine varmak için ticari bir işletme işleten dernekler tacir sayılırlar.

 

Bu tür tesisler iktisadi işletme niteliğine ulaştığında 5422 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununa göre kurumlar vergisi mükellefiyetinin tesis edilmesi gerekir. Dernekler kural olarak kurumlar vergisi mükellefi değildir. Ancak Kurumlar Vergisi Kanununun 5 inci maddesine göre dernek ve vakıflara ait iktisadi işletmeler kurumlar vergisi mükellefidirler.

 

Kanun koyucunun derneklere ait iktisadi işletmeleri kurumlar vergisi mükellefi olarak saymasındaki amaç bu tür işletmelerin ulaştığı boyut ve serbest piyasa ekonomisindeki rekabet koşullarından kaynaklanmaktadır. Ayrıca, dernek hüviyeti altında ticaret yapılması önlenmek istenmiştir.

 

Derneklere ait iktisadi işletmeler, sermaye şirketi ve kooperatif dışında kalan işletmelerdir. Çünkü sermaye şirketleri ve kooperatifler Kurumlar Vergisi Kanununun birinci maddesine göre zaten kurumlar vergisi mükellefidirler.

 

Derneklere ait işletmelerin Kurumlar Vergisi Kanunu açısından iktisadi işletme sayılabilmesi için bu işletmelerin faaliyetlerinin devamlı bulunması ve ticari, sınai ve zirai işletme niteliğini haiz bulunmaları gerekir. Bunların kazanç gayesi gütmemeleri faaliyetin kanunla tevdi edilmiş görevler arasında bulunması, tüzel kişiliklerinin olmaması, müstakil muhasebeleri ve kendilerine tahsis edilmiş sermayelerinin veya işyerlerinin bulunmaması mükellefiyetlerine tesir etmez.

 

İktisadi işletme, faaliyeti devamlı bulunan ticari, sınai ve zirai işletmelerdir. Devamlı surette ticari, sınai ve zirai faaliyetten maksat işletmenin tedavül ekonomisine katılması, işletme bünyesinde üretilen mal ve hizmetlerin bir bedel karşılığı satılmasıdır. Devamlılık yönünden esas olan faaliyetin süresi değil niteliğidir. Bu açıdan tatil köyü, plaj ve kamp işletmeciliği gibi mevsimlik işler de devamlı niteliği haizdir.

 

Dernek tarafından sunulan mal veya hizmet bedelinin yalnızca masrafları karşılayacak tutarda olması ya da belirsiz ve ihtiyari olarak verilen bir tutar olması bu durumu değiştirmez. Dernekçe verilen hizmet karşılığında alındı belgesi düzenlenmesi iktisadi işletmenin varlığına halel getirmeyecektir. Bilindiği üzere, dernekler kazanç paylaştırma dışında belli bir sosyal amacı gerçekleştirmek için kurulurlar. Vakıflar ise belli bir mal tahsisi suretiyle resmi senetlerinde belirtilen amaçlarını gerçekleştirmek üzere kurulan hayır kuruluşlarıdır. Bu durumda dernek veya vakıfların eğitim ve sağlık hizmetleri vermek üzere gerekli tesisleri kurarak (okul, hastane, sağlık ocağı gibi) faaliyette bulunması ve bu hizmetlerini bir bedel karşılığı olmaksızın yerine getirmesi halinde, bu faaliyetler dernek ve vakfa bağlı iktisadi işletme olarak nitelendirilmeyecektir. Ancak, sözü edilen eğitim ve sağlık hizmetlerinin yerine getirilmesi için yapılan masrafların hizmet verilenlerden tahsil edilmesi veya bu kişilerden veya ailelerinden bağış yoluyla alınması veya çok düşük bir bedelin alınması durumunda, bu faaliyetler, dernek veya vakfa ait iktisadi işletme olarak kabul edilecek ve kurumlar vergisine tabi olacaktır

 

“Dernek veya vakfın iktisadi işletmesinin faaliyet alanı ticari, sınai ve zirai işletmelerle sınırlı tutulmuştur. İktisadi faaliyetin (ticari, sınai ve zirai faaliyet) icra edildiği ortam veya organizasyon, iktisadi işletmeyi ifade eder. İktisadi faaliyet bağımsız bir işyerinde icra edilebileceği gibi dernek veya vakfın kendi bünyesi içinde de icra edilebilir. Bağımsız bir işyerinin olup olmamasının vergilemeyi etkilemeyeceği Kurumlar Vergisi Kanununun 4 üncü maddesinde ayrıca belirtilmiştir.”[13][13] Bir derneğe ait faaliyetin hacim ve önemi ticari muhasebeyi gerektiriyor ve ona ticari veya sınai bir müessese mahiyetini veriyorsa bu faaliyetin bağlı olduğu müessese ticari işletme sayılacaktır. Kurumlar Vergisi Kanununun 27 nci maddesine göre iktisadi işletmenin ayrı tüzel kişiliği yoksa kurumlar vergisi bunların bağlı oldukları dernek namına tarh olunur.

 

Katma Değer Vergisi Kanununun birinci maddesinin 3/g bendine göre derneklere ait veya tabi olan ya da bunlar tarafından kurulan veya işletilen müesseselerin ticari, sınai, zirai ve mesleki nitelikteki teslim ve hizmetleri katma değer vergisine tabidir.      

 

 

 

 

III.2. GELİR VE KURUMLAR VERGİSİ İSTİSNA VE MUAFİYETLERİ

 

Gelir Vergisi Kanununun, Kanunla kurulan dernekler hariç, iktisadi işletmelerinden elde edilenler dışında kalan ve tevkifata tabi tutulmamış olan her türlü gelirlerinden gelir vergisi kesintisi yapılmasını öngören 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının 6-c alt bendi 5035 sayılı Kanunla 01.01.2004 tarihinden geçerli olmak üzere yürürlükten kaldırılmıştır.

 

III.2.1 Spor Müessesesi İstisnası

 

Kurumlar Vergisi Kanununun 7/8 inci maddesine göre Beden Terbiyesi Teşkilatına dahil derneklere veya kamu idare ve müesseselerine ait idman ve spor müesseseleri ile sadece idman ve spor faaliyetlerinde bulunan anonim şirketler kurumlar vergisinden müstesnadır.[14][14]

 

4- VERGİ UYGULAMASI AÇISINDAN BAĞIŞ VE YARDIMLAR

Türk vergi sistemi içerisinde bağış ve yardımların gider olarak dönem kazancının hesaplanmasında nasıl dikkate alınacağı ile ilgili hükümler genel olarak 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu, 5422 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu ve 3065 saylıı katma Değer Vergisi Kanunu’nda yer almaktadır.

 

4.1-KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNU AÇISINDAN BAĞIŞ VE YARDIMLAR

 

Özellikle konumuz açısından vakıflara yapılacak bağışlar incelenmesi gerektiğinden özetle şunu söyleyebiliriz. KDV Kanunu madde 17/2-b bendi gereği, sadece Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti tanınan vakıflara bedelsiz olarak yapılan her türlü mal teslimi ve hizmet ifası KDV’den istisnadır. Dolayısıyla, Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti tanınmamış bir vakfa bağış yapacak kurum, normal ticari faaliyeti içinde KDV hesaplayıp beyan etmesi gereken bir teslimi ya da hizmeti bağış olarak vakfa verdiyse, bedelsiz dahi olsa, teslim ya da hizmetin emsal bedeli üzerinden KDV hesaplayıp beyan etmek zorundadır.

 

4.2- KURUMLAR VE GELİR VERGİSİ KANUNU AÇISINDAN BAĞIŞ VE YARDIMLAR

 

Yine konumuz gereği sadece vakıflara yapılan bağış ve yardımları incelememiz gerektiği için özetle şunları söyleyebiliriz. Gerek GVK gerekse KVK açısından bir vakfa yapılacak bağışın dönem kazancında indirim olarak dikkate alınabilmesi söz konusu vakfın öncelikle Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti tanımış bir vakıf olması gerekir. (GVK Madde 89/4 ve KVK Mükerrer madde 14/b)

İlgili Kanun maddelerine göre, Bakanlar Kurlunca vergi muafiyeti tanınmamış bir vakfa yapılacak ayni ya da nakdi bir bağış - yardım dönem kazancından gider olarak indirilemeyecektir.

 

Bu noktada Hesap Uzmanı Noyan Alper ÜNAL’ın bağış ve yardımlar hususundaki görüşüne katıldığımızı ifade etmek isteriz. Sayın ÜNAL’a göre; “…verginin bir amaç değil bilakis kamu hizmetlerinin sağlıklı olarak yürütülebilmesi için gereken finansmanın sağlanmasına yönelik bir araç olduğu gerçeğinden hareketle; zaten tadadi olarak sayılmış kamu kurum ve kuruluşları ile kamu tüzel kişiliği niteliğine haiz organizasyonlara yapılan bağış ve yardım harcamalarının tamamının gelir ve kurumlar vergisinden indirilmesine olanak sağlanmalıdır."

 

                                                                                        Hasan TOKUŞTEPE                                                                                       Serbest Muhasebeci Mali Müşavir



 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


                                       


Hasan TOKUŞTEPE

Serbest Muhasebeci Mali Müşavir

Ulubey Mah. Koçak Sok. No: 46-1 06160 Altındağ-ANKARA

Tel: 351 4 351  Faks: 350 3 350 Gsm: 532 169 71 06

 info@hasantokustepe.com



Her hakkı saklıdır. 2011 www.hasantokustepe.com